Regâib Kandiline kavuştuk...



Regâib Kandili Receb ayının ilk perşembe gününü cuma gününe bağlayan gecedir. Peygamberimiz aleyhisselâmın çok rağbet ettikleri, önem verdikleri gecelerden bir tanesidir.
Bu akşam, idrâki ile şerefleneceğimiz bu geceden başka, Receb ayında bir kandil daha vardır; 26’yı 27’ye bağlayan gece Mirâc Kandili gecesidir.
Receb ayına girince Sevgili Peygamberimiz aleyhisselâm şöyle dua ederlerdi; “Ya Rabbi! Receb ve şaban aylarını bize mübarek kıl ve bizi ramazan ayına kavuştur.”
Biz de aynı duayı yaparsak, sünneti seniyyeye uymuş oluruz, üstelik bu kıymetli ayların bereketine de kavuşmuş oluruz.
Diğer dinlerin de kendilerine mahsus, değer verdikleri gün ve geceleri vardır. Meselâ: Hıristiyanlar için Noel haftası ve Yılbaşı gecesi çok önemlidir. Bu hafta için, aylarca süren propaganda, reklâm ve hazırlık yaparlar. Radyolarıyla, televizyonlarıyla, kiliseleriyle, çarşı pazarlarıyla, basın-yayın organlarıyla, okullarıyla âdeta seferber oluyorlar...

ÖLÜMÜN NE ZAMAN...
Yahudiler için de durum aynıdır. Onlar da değer verdikleri gün ve gecelerini unutmuyorlar.
Ne gariptir ki, biz müslümanlar kendi öz değerlerimize onlar kadar sahip değiliz. Bir çoğumuz artık kandillerin, üç ayların, cuma gün ve gecelerinin farkında bile değiliz. Bu da bizim için telâfisi mümkün olmayan büyük bir kayıptır.
Bu fırsatlar bir daha ele geçmeyebilir. Bir daha “Regâib Kandili“ gelebilir ama biz görmeyebiliriz.
Ölümün ne zaman, nerede geleceği belli değil, nefeslerimiz sayılıdır. Her nefes alıp verdiğimizde bir sayı azalıyor.
Böyle mübarek gecelerde yapılan dualar, diğer zamanlarda yapılandan daha kıymetlidir. Böyle gecelerde Rabbimize açılan eller boş dönmez.
Yaratılan şeyler birbirinden farklıdır. Mesela; bir altın 7.2 gramdır fakat yüzlerce kilo demirden daha kıymetlidir.
Gece ve gündüzler de birbirinden farklıdır. Örneğin: Kadir Gecesi, bir gecedir. Kur’an-ı kerim o gecede indirildiği için bin aydan daha üstündür. Bu üstünlük ayet-i kerime ile sabittir.

GÜNLERİN EN HAYIRLISI...
Günlerin en hayırlısı ise cuma günü, arefe günü ve diğer dinimizce kıymet verilen günlerdir.
Mübarek günlerde yapılan ibadetler daha çok sevap kazandırdığı gibi, işlenen günâhlar da farklıdır. Günâhlar büyür.
Mukaddes mekânlardaki günahlar da diğer yerlerdekinden fazladır. Meselâ; Mekke-i mükerremede kalpten geçen günahlar bile yazılır. Başka yerlerde yapılmadıkça yazılmazlar.
Günah işlemekten daima sakınmalıyız. Günahların sonunda sıkıntılarla karşılaşırız.
Nefis ve şeytana uyarak günah işlemişsek, vakit geçirmeden tövbe etmeliyiz. Tövbeyi geciktirmek de günahtır.
Hadis-i şerifte “Helekel musevvifun” buyurulmaktadır. Sonra tövbe ederim, sonra şu ibadete başlarım diyenler helâk oldular.
Ansızın Azrâil aleyhisselam’ı karşımızda görürsek artık yapılacak hiçbir şeyimiz kalmaz. Pişmanlık ve hasretin de bir yararı olmaz.
Hesaba çekilmeden önce nefsimizi hesaba çekelim. Kusurlarımızı göremezsek, görenlere soralım ve onlardan uzaklaşalım. Üzerimizde kul hakkı varsa ödeyelim veya helâlleşelim.
Fakir ve yetimleri vereceğimiz sadakalarla sevindirelim. Onları sevindireni Rabbimiz sevindirir.
Bu vesile ile Regâib kandilinizi tebrik eder, bizlere, bütün İslâm âlemine ve bütün insanlara hayırlara vesile olmasını temenni ederim.

M.SAİD ARVAS

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !